2/12/2007 - Üniversite Nedir ?
İçine düştüğün zaman seni öldürmeyen ama diri diri yakmaya, canını
sürekli acıtmaya mukadder ateş kovanıdır üniversite. İlmi ve bilgiyi
maddeleştirmiş kurumların öncüsü de denebilir. Hani “bütün nehirler
okyanusa akar” derler ya. Üniversite de bütün günahların içine aktığı
bir okyanus bazen. Binlerce insanın çığlık attığı ama seslerin
zulmetinden kendini aydınlığa vuramayan bilgi çöplüğü.
Halbuki
her sene binlerce gencimiz can atmakta üniversite okumak için. Yani
insan nasıl gaflete vuslat için bu kadar istekli olabilir ki ? Tek
açıklaması var ; Cehalet… ki biz de geçtik o eksenden. Yani o cehalet
ekseninden…
Şu an kim ne kadar biliyor ki üniversitede yaşanan
kaosların, esen fırtınaların, hükümdar karanlığın iç yüzünü. Ya da kim
cesaret edebiliyor ki bunları dile getirmeye. Hemen damgayı vurmuyorlar
mı “Bilim Düşmanı” diye. Öss sınavı sanki sırat köprüsü. Sahi , aslında
merak da etmiyor değilim sırat köprüsünden geçmek için o kadar çalışıp
çalışmadığımızı !
Türk Tarihindeki ilk üniversiteler Nizamiye
Medreseleri olarak bilinir. Halbuki bu medreseler ilk açıldığı zaman
bir alim ağlamaya başlar. Yolda yürürken bu alimin durumunu gören bir
zât seslenir ; “Efendim neden ağlıyorsunuz, nereye böyle”. Alim cevap
verir ; “İlim öldü de cenazesine gidiyorum”…
Burada Âlimin demek
istediği şey cok farklıdır aslında. Eskiden ilim talib olanın iken ,
artık ilim ogrenmek para sevenlerin işi olacaktı. Çünki nizamiye
medreselerinde okuyanlara maaş baglanıyordu ve parayı seven kosuyordu
universitede okumaya. İlim böylece artık anlamını kaybetmiş, maddiyata
biçilemeyen kaftan olmaktan çıkmıştı. Sonrası modern universiteler ve
iş güç telaşı , derken artık universite okumanın amacı ilim ögrenmek
değil, para kazanmak oldu. Bu amacı kendine didar edinmiş bir kurumun
zulmet ile dolması da o kadar şaşılacak bir şey olmasa gerek aslında.
Var
mı şimdi elinde kitaplar ile diyar diyar dolaşan sofiler, mollalar ? Ya
da sokakta bir aciz de görse ondan bir şey öğrenebilme heyecanı ile
yaklaşan ?
Bilgiyi sattık, ve böylece bilinmez bir satılığa
çıkardık beyinlerimizi de. İşleyen beyinler rıza-i ilahiyenin gayrında,
başka alemlerde, başka diyarlarda cirit atar oldu. Hatta o kadar
zındığından çıktı ki bu iş, ilim hırsızlığı, bilgi hırsızlığı diye bir
olgu bile çıktı ortaya. Başka kitaplardan veya kaynaklardan çalıp çalıp
benim diye caka atmak gibi… Sonuç ; Yine hüsran, yine madde, yine
materyalizim…
Nedir üniversite ?
Hakikat medeniyetinin
asırlardır mücadele ettiği zülmet imparatorluğudur. Hakikatten yana
olanlar Allah’dan yanadırlar. Allah’dan yana olanların hazinesi
medeniyettir. Zulmetin taraftarlarının sahip oldukları ise
imparatorluktur. Çünkü sömürürler, çünkü çalarlar, çünkü deforme
ederler, çünkü değiştirirer, çünkü onların yanlışını anlatmak için
yüzlerce “çünkü” kullanmak gerekir…
Selam olsun “Hakka” tapanlara…
Düşünce İklimi
|